Geri Beslemeler:Yazılar Yorumlar

Bulunduğunuz yer: Ana Sayfa » Köşe Yazıları » Metod(oloji)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla
İster şükretsin, ister nankör olsun, gerçekten de biz ona (insana) doğru yolu gösterdik. (İnsan/3)
Metot’un sözlük anlamı; “Yöntem, Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika. Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot.”
Metodoloji’nin sözlük anlamı; “Yöntem bilimi” dir.
Allahu Teala her konuda insanlara hedef ve yol göstermiş, bu yoldaki yöntemi / metodu da kendisi belirlemiştir. Bu metot ilk insandan kıyamete kadar geçerli bir uygulama olmuş ve Rabbimiz bu konudaki yolunun, yönteminin değişmeyeceğini bildirmiştir.
“Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki yol yordam da buydu ve yolumuzda yordamımızda bir değişiklik bulamazsın.” (İsra – 77)
Allah insanlara hedef gösterirken, çeşitli aşamalar belirlemiş ve ancak bu aşamalardan geçilerek istenilen nihai hedefe ulaşılacağını bildirmiştir. Bu aşamaları 4’e ayırabiliriz.
  1. Konu,
  2. Amaç / Hedef,
  3. Metot / Yöntem,
  4. Sonuç.
Söz konusu metodu, yöntemi Bakara Suresi 153. Ayeti örnek göstererek şu şekilde açıklayabiliriz.
“Ey inananlar, sabretmek ve namaz kılmakla Allah’tan yardım dileyin. Şüphesiz ki Allah, sabredenlerledir. (Bakara – 153)”
    1. Konu: Üzerinde durulan ya da hükmü açıklanan konu burada “insanın acizliği ve yardıma ihtiyacı olduğudur.
    2. Amaç/Hedef: Buradaki hedef yardım merciidir. Mutlak kemal sahibi Allahu Teala kendisini insanlara bildiriyor ve ancak kendisinden yardım istenilmesini istiyor.
    3. Metot/Yöntem : Burada vesileler ve sarılmamız gereken eylemler, Sabretmek ve Namaz kılmaktır.
    4. Sonuç: Yardım istemenin ve yardımın sonucu ise Allahın sabredenlerle beraber olmasıdır. Allahın yardımıdır. Ve Allahın yardımına ancak bu şekilde ulaşılabilir.
Allah’ın her konuda en ince ayrıntısına kadar yolu/yöntemi gösterdiğini fark edersek insanın dünyadaki görevi ve sorumluluğu daha bir belirginleşiyor. Seçim yapması daha da kolaylaşıyor. Nasıl insana peygamberler ile kendisini tanıtmış ve şeriatını anlatmışsa, peygamberimizden sonrada imamları görevlendirmiş ve imamlarla insanlara doğru yolu göstermiştir.
Burada değinilmek istenilen bunları ispatlamak değildir, bu konuda detaylı çalışmalar yapılmıştır. Arzu edenler Usul-i din bölümünü okuyabilirler.
Burada değinilmek istenilen şey, Allahın insanlara hedef göstermesi ve bu hedefte gidilecek yolu da bizzat kendisinin apaçık bildirmesidir.
Yani istenilen hedefe herhangi bir yoldan gitmeye çalışmakla sonuç hasıl olmamaktadır. İstenilen hedefe ancak belirtilen yöntemle gidildiğinde din kemale ermekte ve istenilen sonuca ulaşılmaktadır. Burası temel çelişkidir, olmazsa olmazdır. Fatiha suresinde “Bizi doğru yola hidayet et.” diye istediğimiz doğru yola ancak Allah(c.c)’ın yol göstericiliği ve hidayeti ile ulaşabiliriz.
“Ey Âdem oğulları! Ben size, ‘Şeytana tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır. Bana tapın, doğru yol budur.’diye? bildirmedim mi” (Yâsîn, 60-61)
“Kur’ân-ı Kerim’in apaçık ayetlerinin birinde de, “Peygamber size ne verdiyse onu alın; size neyi yasakladıysa ondan sakının.” buyurur.(Haşr-7) Yine “Sana da bu zikri (Kur’ân’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın…” (Nahl – 44 ) diye buyurur. Bu ayet de açıkça Resulallah’ı (s.a.a) Kur’ân’ın hudut ve ayrıntılarını açıklayıcı olarak tanıtır.” (El Mizan, C1.)
Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı. Ve kendi dileğiyle söz de söylemedi (Necm 2-3)
Ve Allah, size delillerini apaçık bildirmededir ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir. (Nur – 18)
Senetli bir şekilde Hz. Ali (a.s) kanalıyla Resulallah (s.a.a)’den şöyle nakledilmiştir: “Ben hikmet eviyim ve Ali onun kapısıdır. O halde kim hikmet isterse, onun kapısından gelsin.”(İhkâk-ül Hak, c.5, s.510, Menâkıb-u Ali b. Ebî Tâlib, s.87)
“…Sonra hayır, evlere arka taraflarından girmek değildir. Hayır sahibi, Allah’tan çekinendir. Evlere kapılarından girin. Allah’tan sakının ki kurtulmuş kimselerden olup muradınıza eresiniz.” (2/ Bakara – 189)
Rasulallah (s.a.a) şöyle buyurdu: Ehli Beytim aranızda Nuh aleyhisselam’ın gemisi gibidir. Gemiye binen kurtulur ve muhalefet eden ise boğulur. (Enis Emir, Fazilet-i Ehli Beyt-i Rasulallah Sh.332. )
Resulallah ve Ehli beyt’i hep aynı gerçeği dile getirmişlerdir. Hz.Ali (a.s) bu konuda “Bize sarılan, bize ulaşır; bizden ayrılan, geri kalır, helâk olur; emrimize uyan, öne geçer, kutluluğa erer; bizim gemimizden başka bir gemiye binen boğulur gider.” (Nechül Belaga) buyurmaktadır. Yol belli ve tektir. Ancak bu şekilde sonuca gidilebilir, bu yoldan başka yolların da;  helak olduğu çok açık değil mi?
“Bilgi, gözdür. İnsan onun aracılığı ile her türlü pisliği, iğrençliği görür. Sevimli ve sempatik şeyleri algılar. Cehalet ise, körlüktür.” (El Mizan C1., Sh. 543.)
Allah kullarından istediklerini bildirmiş, istediği hedefe ulaşabilmeleri için ihtiyaçları  olan tüm bilgiyi Resulü aracılığı ile tebliğ etmiştir. Resulallah kendisinden sonra bu görevi Allahın emri ile Ehli beytine bırakmış ve insanlara bunu tebliğ etmiştir. Kendisinden sonra Kurtulmak isteyenlerin Ehlibeytine tabi olmaları zorunluluğunu bildirmiştir. Din ancak bu şekliyle kemale ermiştir.
Bu aşamadan sonra ben bilmiyordum haberim yoktu gibi bir mazeret boş ve geçersizdir. İlmin farz olduğu ve ilk inan ayetin “OKU” olduğu İslamiyet insana tekamül sürecinin her aşamasında yol göstermiş ve rehberlik etmiştir. Hiçbir konu gibi İmamet meselesi de eksik bırakılmamış Peygamber efendimizden sonraki İmamet ve Vasilik insanların görüşüne bırakılmamıştır.
El Mizan C.1. de nakledilen bir hadiste “el-Kâfi’de, el-Barkî’nin Hz. Ali’den (a.s) şu sözleri rivayet ettiği belirtilir: “İslâm, teslim olmak demektir. Teslim olmak ise, kesin bilgiye dayalı bir boyun eğme eylemidir.””
Boyun eğmemiz ve teslim olmamız da kesin bilgiye dayanıyor ise sonuç doğurur ve amaca ulaşabiliriz. Yoksa körü körüne bilmediğimiz tanımadığımız bir Allah’a teslim olmak bizi amacımıza götürmez. Veya atalarımızı bulduğumuz yol bizi doğru yola hidayet etmez.
Önceki yazımda da belirttiğim gibi, haberdar olmak ve farkı fark edebilmek temel çelişkidir. Bu sayede yolumuzu bulabilir ve hedefimize gidebiliriz. Bu yolda da rehberimizi ancak bu şekilde bulabiliriz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da Allah’ın kılavuzluğuna muhtacız tek yardımcımız ise Allah(c.c.)’tır.
“Hepiniz oradan inin” dedik. Yalnız size benden bir hidayet geldiği zaman, kimler benim hidayetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise, ateş ehlidir, onlar orada ebedi kalacaklardır.”
(Bakara, 38-39)
“Ve o, bir Allah’tır ki yoktur ondan başka tapacak, onadır hamd önde de, sonda da ve onundur hüküm ve dönüp onun tapısına varacaksınız”. (Kasas – 70)
Doğan Barış  ŞAHBAZ.

Yararlanılan Kaynaklar :
  1. Kur’an-ı Kerim ve Meali (Abdülbaki GÖLPINARLI)
  2. Nech’ül Belaga (Abdülbaki GÖLPINARLI)
  3. El-Mizan Fî Tefsir-il Kur’an 1. Cilt,( Allame Seyyid Muhammed Hüseyin TABATABAÎ)
  4. Fazilet-i Ehl-i Beyt-i Rasulallah, (Enis Emir)
The following two tabs change content below.

Doğan B. ŞAHBAZ

Latest posts by Doğan B. ŞAHBAZ (see all)

Yorum Yaz

Yorumunuz

*

© 2010 Alevisesi.com · Tüm Hakları Saklıdır.