|
|
|Ana Sayfa| | |Aşura Sahneleri| |
|
Akil'in Çocukları
Sıra Akil’in çocuklarına gelmişti. Onlar Hüseyin’in (a.s) etrafında halka oluşturup izin almak için temenni ellerini açtıklarında Hüseyin (a.s), amcası Akil’i yâd ediyordu:
-Ey Akil, amcacığım! Ey böylesine yiğit, temiz ve cesur evlatlar yetiştiren amcam, selam olsun sana!..
Ve ardından izin çıkmıştı. Akil’in çocuklarından savaş meydanına ilk ayak basan Abdurrahman idi. Herkes gibi o da şiirler okuyordu:
Ben Haşimoğulları’ndan Akil’in oğluyum
Ailem de, kardeşlerim de Haşimîdirler
Bizler doğruyuz ve doğruluktan yanayız
Zira, başımızda Hüseyin vardır
Odurbizimtâcımız
Genç-yaşlı hepimizin efendisidir o
Efendimiz, önderimiz, şâhımızdır o...
Abdurrahman da diğer yiğitler gibi bir müddet çarpışmış, yiğitlikler göstermiş, sonuç olarak gruplar halinde saldırılar sonucu şehit düşmüştü. Onun şehadetinin hemen ardından da kardeşi Cafer meydana çıktı:
Ebu Talib’in neslinden dilaver bir gencim
Şükürler olsun Allah’a ki
En temiz, en üstün ailedenim
Bilesiniz ki biz, hak ehliyiz
Hânedanın en iyisi, en yücesi Hüseyin’in
Davasından dönmeyen yiğit gençleriyiz
Kısacası Cafer, şiirinin hemen ardından düşmana hamle etmiş, onlardan iki kişiyi helak ettikten sonra ağır yaralar alarak şehit düşmüştü.
Üçüncü olarak, Abdullah Ekber de meydana çıkmış, o da şiirler okuyup savaşmış, az da olsa düşmana zayiat vererek sonuçta şehit olmuştu.
Kızıl Feryat / Metin ATAM