İmamların neden hepsinin bir nesilden devam ettiğinin kesin hikmetini biz bilmiyoruz. Ama ihtimali sebepler olarak iki noktayı zikredebiliriz; bunlardan birisi belki de genler vasıtasıyla bir çok ırki özelliklerin nesilden nesile intikal edilişidir ki bugün artık kesin bir şekilde bilimsel olarak ispatlanmıştır. Dolayısıyla bu, Resulullah'ın neslinde bulunan güzel özelliklerin sülbden sülbe intikaliyle "imamet" gibi önemli bir sorumluluğu üstlenmeye daha layık bir duruma gelişleriyle alakalıdır. Diğer bir husus ise, bir babanın, her gün beraber olduğu ve daha yakından ilgilenebileceği ve söz geçirebileceği evladına, gereken talim ve terbiyeyi daha rahat ve daha mükemmel verebileceğidir. Her halükarda bu böyle olsun veya olmasın bizim için bu işin meşru ve İlahî olup olmadığı hususudur. Bizce bunun şerî hiçbir sakıncası yoktur. Eğer böyle oluşu, bir ırkçılığın ifadesi ise, o zaman bu ırkçılığı herkesten önce (haşa) Allah-u Teâlâ yapmıştır. Zira Hz. Adem'e vasî olarak oğlu Hibetullah ve Hz. Nuh'a oğlu Sâm seçilmiştir; Hz. Davûd'un yerine oğlu Hz. Süleymân peygamber olarak seçilmiştir; Hz. İbrahim'den sonra iki oğlu Hz. İsmâil ve Hz. İshâk, Hz. İshâk'ın oğlu Hz. Yakûb, Hz. Yakûb'un oğlu Yusuf, yine Hz. İbrahim'in amcası oğlu Lut, aynı şekilde Hz. Zekeriyyâ'nın oğlu Hz. Yahyâ, Hz. Yahyâ'nın teyze kızının oğlu Hz. İsa, Hz. Musa'nın kardeşi Hz. Harun… Eğer söz konusu eleştiri yapanlar bunları da eleştiriyorsa, o zaman artık yapacak bir şey yok. Yok eleştirmiyorsa, o zaman da "Neden bizim imamlarımıza gelince, böyle bir şey akıllarına geliyor?!" diye sormak lazım. Demek ki ölçü, Allah'ın kimi seçip seçmediğidir. Allah seçtikten sonra bize söz hakkı düşmez. O hikmet sahibidir ve ne yapacağını her ketsen daha iyi biliyor. Elbette eğer bir kimse işin aslı hakkında, yani gerçekten böyle İlahi bir seçimin olup olmadığı konusunda tereddüdü varsa, buna delil isteyebilir. Elhamdulillah biz de bu konuda yeterli delile sahibiz…