Göğüs genişliğinden maksat, insanın büyük ve tahammüllü bir ruha sahip olmasıdır. Öyle bir ruh ki hadiselerin, etkilerin ve tepkilerin karşısında sabır ve tahammülünü kaybetmesin ve dengesini koruyarak üzerine düşen vazifesini layıkıyla yerine getirebilsin. Bir traktör lastiği, yol ne kadar da bozuk olursa olsun, kolay kolay yalpalamaz ve dalgaları atlatabilir. Ama bir bisiklet lastiği en basit yol bozukluğunda dahi yalpalayıp patlayabilir ve üzerine binen kimseyi düşürebilir. Büyük bir gemiyle küçük bir kayığın fırtınalara karşı durumu da aynıdır. Hz. Ali (a.s) kendisinden nakledilen bir hadiste şöyle buyuruyor: "Riyaset ve yönetimin aracı, geniş bir göğse (büyük bir ruha sahip olmaktır)." Yani kabul edilen her türlü sorumlulukta başarıya ulaşmanın en büyük anahtarı ve vazgeçilmez şartı, geniş ve tahammüllü bir ruha sahip olmaktır. Bunun için de Hz. Musa (a.s) gibi bunu sürekli Allah'tan dilemeliyiz. Kur'ân-ı Kerim, Hz. Musa'nın peygamberliğe seçildiği ve Firavun'a tebliğ ile görevlendirildiği zaman bunu dua ederek Allah'tan istediğini ve Allah-u Teâlâ'nın da istediğini kendisine lütfettiğini beyan etmektedir. (Tâhâ, 25) Yine Allah Resulü'ne (s.a.a) bu nimetin verildiğini şöyle açıklamaktadır: "Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?" (İnşirah, 1) Elbette şu noktaya da değinmek yerinde olur ki, görüldüğü gibi Allah-u Teâlâ Hz. Musa (a.s)'a o dua edip istedikten sonra duasını kabul ederek göğsünü genişletmiştir. Ama İslam Peygamberi'ne (s.a.a) o istemeden bu nimet bahşedilmiştir. Bu da ikisinin arsındaki hem derece hem de sorumluluk  farkını ortaya koymaktadır. Evet peygamberlikten tutun, en küçük mesuliyetlere (örneğin bir ev reisliğine) kadar hepsinde bu özelliğe insanın ihtiyacı vardır. Aksi takdirde ıslah etme yerine bozar, ilerletme yerine geriletir…