Evet öyledir. Aslında bu bir çoğumuzun şaşırabileceği bir açıklamadır. Ancak bazı hususları dikkate alırsak, şaşılacak bir durumun olmadığını anlayacağız. Evvela bu, bir insanın bütün bir ömrü dikkate alınarak yapılan bir değerlendirmedir. Evet insanın ne kendinin ne de başkalarının geleceğinden ve akıbetinden haberdar olma şansı olmadığı için, sonlarının nasıl hatm olacağını da bilemez. Dolayısıyla aceleci ve fevri yargılarda bulunmamız ve peşin hükümler vermememiz gerekir. Tarih bir zamanlar fasık ve kafir olan nice insanlara şahit olmuştur ki ömürlerinin son dilimlerinde, gerçek bir dönüşle sonlarının iyilik ve güzellikle hatm olmasına vesile olmuşlardır Ve nice mu'min kimseler olmuştur ki maalesef ömürlerinin bir başka devresinde, karşılaştıkları imtihanları kaybedip kötü bir akibetle dünyadan göçmüşlerdir. İmam Cafer-i Sadık (a.s) kendisinden nakledilen bir rivayette, yukarıdaki hadisi açıklarken şöyle buyuruyor: "Hz. Musa'nın zamanındaki sihirbazlar, ömür boyu dalalette idiler, ama Firavunun yanında gerçekleşen malum gösteride, Hz. Musa'nın mucizesini görünce, iman ettiler, hem de öyle bir iman ki Firavun'un hiçbir tehdidi onları imanlarından ve seçtikleri doğu istikametten caydıramadı. Şeytan 6 bin yıl ibadet etti, ama bir kibirlenme ve Allah'a karşı gelme ve kendini Adem (a.s)'dan üstün görme sonucunda her şeyini kaybedip Allah'ın dergahından kovulup ebedi olarak lanetlendi." Bunun bir diğer bariz örneği, Hz. Musa'nın zamanında yaşayan, hatta onun akrabası olan ve bir müddet iyi bir duruma sahip olan, hatta duası kabul olan, bazen Hz. Musa'nın temsilciğini yapan "Bel'âm Baurâ" isimli kimsedir ki daha sonra Fıravun'un vaatlerine kanarak onun yanında yer almaya karar vermiş ve bütün kazanımlarını kaybetmiş, hatta öyle bir noktay gerilemiştir ki Kur'ân ondan "kuduz köpek" diye tabir etmektedir! Kerbela'da Hür ve Züheyr gibi kimseler de son anlara kadar batıl cephede bulunmalarına rağmen, cephelerini değiştirince, ebedi saadeti yakaladılar. Bu yüzden doğru yolda olanlar, asla gururlanmamalı, kibirlenmemeli ve bilmelidirler ki onların da yoldan sapma ihtimali ve tehlikesi mevcuttur. Dolayısıyla bu sözlerden maksat, insanı ucb, kibir, kendini beğenmişlik gibi büyük tehlikelerden korumaktır. Hadislerde ve dualarda da geçtiği gibi: Her zaman sonumuzun hayra hatm olması için sürekli Rabbimize yalvarmalı ve ondan yardım dilemeliyiz. Ya Rabbi, sonumuzu hayra ve saadete hatmeyle. Amin!