Elbette ki hadislerde ibadet olarak addedilen "zuhuru bekleme"nin gerçek manası bu değildir. Bunu size bazı örneklerle izah etmeye çalışalım. Biz her gece sabahı ve güneşin doğuşunu bekliyoruz. Ama bununla birlikte hiçbir zaman da akşamdan sabaha, "Nasıl olsa, bilahare güneş çıkacaktır" deyip sabaha kadar karanlıkta oturmuyoruz. Her kes bir şeylerle evini odası aydınlatmaya çalışıyor. Biz kış mevsiminde bahar ve yazın gelmesini ve onun sıcaklık ve nimetlerinden yararlanmayı bekliyor ve ümit ediyoruz. Ancak beklerken de bir köşeye çekilip soğukta karda ısınmak için hiçbir şey yapmadan titreye durmuyoruz. Bilahare ısınma problemini çözmek için bir takım tedbirler mutlaka düşünüyoruz. Evet Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhurunu beklerken de her kesin gücü ve imkanı ölçüsünde bir taraftan kendini ıslaha çalışırken, bir taraftan da kötülükler ve zulümlerle mücadele etmeliyiz ki hakikat çerağı tamamen sönmesin, insani değerler tamamen kaybolmasın. Kadı ki zuhuru bekleyen kimse, Hz. Mehdi'nin yanında yer alıp mücadele etmeyi bekliyor demektir. Onun yanında yer alabilmek liyakat ister. Evet muslihi (ıslahçıyı) bekleyenin kendisi sâlih olmalıdır. Bu yüzden de Resulullah (s.a.a)'in hadislerinin birisinde "Amellerin en üstünü, fereci (kurtuluşu) beklemektir" buyuruyor; bir diğer hadiste ise "En faziletli cihad, fereci beklemektir" diye geçmektedir. Görüldüğü gibi, intizar-beklemek, bir durum olarak değil, amel ve cihad olarak nitelendirilmektedir! Dolayısıyla gerçek bekleyenler, amel sahibi olmalıdırlar. Çok değerli ve aziz bir misafirinin gelmesini bekleyen kimse, gidip de evininin bir köşesine sızıp misafirinin beklemeye durmaz. Evini temizler, üst başını temizler, misafirini ağırlamak için lazım şeyleri temin etmeye çalışır vs. Gaybet zamanında mu'minlerin vazifeleri, kendilerini ıslah etmeye çalışmanın yanı sıra, imkanları ölçüsünde emri maruf ve nehyi Münker vazifesini ve insanları hakka ve doğrulara davet etmeye ihmal etmemelidir. Bu konuyu bir hadisle noktalamk istiyoruz:
Nu'mani kendi senediyle İmam Sadık'tan şöyle rivayette bulunur: "Kâim'in ashabından olmak isteyen kimse nefsini kötü hâl, alışkanlık ve davranışlardan temizleyip iyi ahlak sahibi olmalı ve bu haliyle onun zuhurunu beklemelidir. O kendisini bu şekilde temizler, yetiştirir ve bu halde ölür de onun ölümünden sonra zuhur gerçekleşirse, İmam'ı görüp ona ulaşanların sevabını kazanır. O halde gayretli olun ve onu bekleyin, ne mutlu size ey Allah'ın rahmetine muhatap olanlar!"