Bir ülkenin su ve elektrik kurumu, bütün evlere su ve elektrik dağıtıyor. Ancak ev sahipleri bu su ve elektrikten sağlıklı ve iyi istifadeler de yapabilirler, kötü istifadeler de. Allah-u Teâlâ insanı serbest ve hür iradeyle yaratmış ve her türlü ilerleme ve tekamül etme imkanını da ona sunmuştur. Eğer insanın kendisi, bilinçli bir şekilde ve kendi hür iradesiyle kötü bir seçim yapar ve elindeki imkanları heba ederse, bu onun kendi suçudur. "Peki neden Allah-u Teâlâ onun bu yanlışına engel olabileceği halde, engel olmuyor?" sorusuna gelince, çünkü düşünün eğer Allah-u Teâlâ mesela yalan ve kötü bir söz söylemek isteyen kimseyi konuşmaz hale getirseydi, mazlum birisine darbe vurmak isteyenin elini kurutsaydı, felç etseydi, kötü ve hain bakışlara yeltenen birisinin gözünü kör etseydi vs. o zaman evvela hayat çekilmez bir hale gelirdi; saniyen iradesiz ve inisiyatif dışı yanlış yapmayan bir kimse herhangi bir övgüye ve mükafata layık olur muydu? Evet insana değer veren şey, serbestçe ve kendi hür iradesiyle iyi bir iş yapması ve kötü bir işten de sakınmasıyla olur. Eğer bir insanın elini kolunu bağlayıp cebindeki paraları alıp harcar veya fakire verirlerse, "Bu adam, ne kadar da cömerttir!" diyebilir miyiz? Gözü kör birisi namahreme bakmadığında, "Bu adam, ne kadar da takvalı ve iffetli birisidir!" diyebilir miyiz? Evet Allah-u Teâlâ da insanların serbest olmasını ve kendi seçimleri ve arzularıyla iyiliğe yönelmeleri veya kötülükten sakınmalarını murad etmiştir. Bu durumdadır ki insanın yaptığının bir değeri olur ve bu olumlu seçimi yapmayan ve kötülüğe yönelen kimselerden farkı ortaya çıkar ve övgüyü, mükafatı hak etmiş olur. Yine böyle olunca imtihan gerçekleşmiş olur; Peygamberlerin, semâvî kitapların gönderilişi anlam kazanır.