Zahiren bunun sebebi şu olsa gerek ki insan büyük günahlarda günahın önemine vakıf olduğu için, onun rahatsızlık ve ıstırabını duyup bir an evvel tevbe etmeye yöneliyor. Ama küçük ve önemsenmeyen günahlarda insan fazla mahcubiyet ve ıstırap hissetmediği için, tevbeye yönelmiyor; hatta onu tekrarlamaya gün geçtikçe daha da cüretkar hale geliyor. Dolayısıyla da günah için bağışlanma zemini oluşmuyor. Biz insanlar arsında da durum farklı değildir. Birisine az bir borcu olan bir kimse, alacaklıya gelip de "Senin benden bir talebin söz konusu değildir; alacağın şu az miktarın da ne önemi ve değeri var ki?" derse, alacaklı kimse bu adamı asla affetmez ve az bile olsa alacağını tahsil etmeye çalışır ve bir daha da ona borç vermez. Tam tersine yüklü bir borcu olduğu halde, alacaklıya gelip de borcunu geciktirdiği için ondan özür dilerse, alacaklı ona uygun bir mühlet tanır veya hatta borcunu affedebilir de! Evet az bir borç küstahlıkla birlikte olduğu için, insanlar tarafından affedilmiyor, ama yüklü borç, özür ve tevazuyla birlikte olduğu için kolayca affedilebiliyor veya mazur görülüp telafi fırsatı tanınabiliyor. Bir başak örnek. Birisi kavga sırasında öfkelenip de sizin kafanıza büyük bir taşla vurup, ama daha sonra pişmanlık duyar ve gelip sizden samimi bir şekilde özür ve af dilerse, onu kolayca affedebilirsiniz. Ama bir adam düşünün, eline küçük bir fiske alıp sizin kafanıza vuruyor ve siz "niye böyle yaptın" diye itiraz ettiğinizde "Canım küçücük bir fiskeydi, ne olacak yani, öldünüz mü?!" diye küstah bir cevap verirse, siz asla böyle bir kimseyi bağışlamazsınız. Neden? Sahip olduğu küstahlık ve umursamazlıktan dolayı…