Hz. Emir-ül Mu'minin Ali (a.s) takva sahiplerini şöyle tarif etmektedir: "Yaratıcı onların gözünde büyüdüğü için, başka şeyler onların nazarında küçülmüştür. Siz yeryüzünde bulunduğunuzda küçük bir arsa bile sizin gözünüzde büyük gözükür. Ama bir uçağa bindiğinizi düşünün; uçak havalandıkça o arsa da dahil her şey yukarıdan sizin gözünüze küçük gözükür, ne kadar daha yükseklere çıkarsa, o derece daha çok küçülür. Öyle ki bazı şeyler artık tamamen gözden kaybolur ve görünmez hale gelir. Biz eğer bankaya yatırılan onca parayı düşünürsek, kendi yatırdıklarımız bize önemsiz hale gelir. Eğer biz Kur'ân'ın tabiriyle bütün varlıkların Allah'ı tesbih ettiğini düşünürsek, o zaman kendi yaptığımız üç beş ibadet bizi gurura ve kendini beğenmişliğe sevk etmez. Haşa Allah'ı kendimize borçlu çıkarmaya çalışmayız. Eğer dünyada bulunan uçsuz bucaksız kütüphaneleri düşünürsek, uç beş kitabı okumakla fiyaka satmaya kalkışmayız! İmam Zeyn-ül Âbidin (a.s)'a "Neden bu kadar ibadet ediyorsunuz?" denildiğinde, "Benim ibadetim nere, Emir-ül Mu'minin Ali (a.s)'ın ibadeti nere?!' Allah-u Teâlâ Kur'ân'da Resulullah (s.a.a)'e buyuruyor ki geçmiş Peygamberlerin çektiği zorlukları hatırla ki kendi çektiğin zorluk ve sıkıntılar sana kolay gelsin. Evet biz de eğer yol giderken sürekli arkamıza bakıp durursak, o zaman "Amma da yol gelmişim" diye gururlanır ve yol yürüme azmimiz azalmış olur. Ama eğer arkamıza değil , önümüzdeki geri kalan yola bakarsak, o zaman bir taraftan gururlanmayız, bir taraftan da "Daha gidecek çok yolumuz var" deyip yola daha bir kararlılıkla devam ederiz. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür.