Bu içgüdüleri insanda koyan Allah-u Teâla'dır. Dolayısıyla onları ezmeye ve etkisiz hale getirmeğe çalışmak yanlış ve mantıksızlıktır. Yapılması gereken onların kontrol edilmesidir. Bu içgüdülerin korunması insanın korunması, yaşamına devam etmesi ve ilerlemesi için bir zorunluluktur. Eğer yeme içgüdüsü ve mide olmazsa, insan açlıktan ölür. Eğer gazap ve öfke içgüdüsü olmazsa, insan kendisini savunamaz. Şehvet ve cinsel içgüdü olmazsa, insan nesli yok olur. Ancak bu içgüdüleri sağlıklı bir şekilde doyurmak gerekir. Bunu yine bir örnekle açıklamak istersek, içi dolu bir gaz tüpüne benzetebiliriz. Örneğin uygun bir kanalla gaz kapsülden gaz ocağına, şofbene, lambaya vs. intikal ettirilirse, onun hararet ve ışığından güzel bir şekilde istifade ederiz. Ama eğer kontrolsüz bir şekilde istifade etmeğe çalışırsak, o zaman patlama ve yangın gibi büyük tehlikeleri peşinden getirir. Bir kadının süslenme arzusu, onun içine koyulmuş bir içgüdüdür. Eğer bu istek ve arzu ev içinde tatmin edilirse, hem bu içgüdü ihtiyacını karşılamış olur, hem de aile hayatını pekiştirir ve çiftlerin mutluluğuna mutluluk katar. Ama eğer bu arzu ve istek ev dışına taşınırsa, başka ailelerin sarsılmasına ve nice fitne ve fesatlara yol açar. Ayrıca henüz evlenme imkanı bulmamış nice insanları tahrik yoluyla fesat ve kötülüklere sürekler veya en azından bir çok ruhi buhranlara ve hastalıklara yol açar. Bu önemli hususa dikkat etmeyen toplumlardaki sayısız fesatlar, hayasızlıklar, tecavüzler, yuvaların yıkılışı, intiharlar, tehditler, evden kaçmalar, cinsel ve psikolojik rahatsızlıkların bu tür kontrolsüz davranışların kötü sonuçları olduğunda hiçbir akıllı ve insaflı insan tereddüt etmez. Diğer içgüdülerde de durum bundan farklı değildir.