Bunu bir misalle izah etmeye çalışalım: Dünyadaki bütün fabrikalar, ürettikleri ürünlerin yanında mutlaka bir kullanma kılavuzu da vermektedirler. Sebebi ise o ürünün nasıl kullanıldığını müşteriye izah etmektir. Aksi takdirde ya hiç kullanamaz veya kullanma şartlarını tam bilmediği için kısa bir zamanda onun bozulmasına hatta bir takım tehlikeler doğurmasına bile vesile olabilir. Bu kılavuzları kim hazırlar? Tabi ki o ürünleri planlayan mühendisler ve uzmanlar. Başka birisinin böyle bir kılavuz hazırlama yetkisinin olmadığını her akıllı insan bilir. Şimdi gelelim insan oğluna. Biz insanları da bir yapan-yaratan  vardır. Bahsi geçen ürünlerin kullanma kılavuzunu ancak onu planlayıp yapan kimse bildiği gibi, biz insanların da nasıl yaşamamız gerektiğini ancak bizi yaratan, içimizi dışımızı bilen, bize neyin faydalı ve neyin zararlı olduğundan haberdar olan Allah-u Teâlâ bilir. İşte bize gönderdiği Peygamberler ve kitaplar, saadeti yakalamak için bizim nasıl yaşayacağımızı bize gösteren kılavuzlardır. Bundan dolayı da Allah'tan başka kimsenin insan için kanun koyma yetkisi yoktur. Bundan dolayı Kur'ân'da şöyle buyurmaktadır: "Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır." (Mülk, 14) Yaşamak için Allah kanunlarından başka kanun arayanlar, örneğin bir bilgisayarın nasıl çalıştığını öğrenmek için bilgisayarın "b"sini bile bilmeyen bir bakkala müracaat eden gibidir!