Takvanın çeşitli dereceleri vardır. Amellerin kabulü için en azından takvanın zaruri ve ilk merhalesinin olması gerekir, o da inatçı olmamak ve hakkı kabul etmeye, yanlıştan geri dönmeye hazır olmaktır. Bundan dolayı da Kur'ân'da bazen takvalı tabiri kullanılırken, bazen de "daha takvalı" tabiri kullanılmıştır. "Allah katında sizin en değerliniz, en çok takva sahibi olanınızdır." (Hucurât, 13) Normal tabir ettiğimiz veya bir çok günahkar insan da takvanın bir derecesine sahiptirler; aksi takdirde hiç hayır ve iyi bir iş yapmaz ve hiçbir günahtan kaçınmazlardı.
Saniyen kabul de yine Kur'ân ve hadislerde üç dereceye ayrılmaktadır: Normal kabul, güzel kabul ve en güzel kabul. Her kesin ameli, sahip olduğu takva ölçüsünde bu kısımlardan birisine girmektedir. Bundan dolayı mükafatlar da Kur'ân'da adamına, işine ve şartlarına göre farklılık arz etmektedir. Bazı ameller için "iki kat sevap" (Bakara, 265) tabiri kullanılırken, bazı ameller için "kat kat" (Bakara, 245) tabiri kullanılmıştır. Yine bazısı için "On misli" (Enâm, 160) vaad edilirken, bazısı için yedi yüz kat karşılık vaad edilmiştir. Bazı amellerin karşılığının Allah'tan başka kimse tarafından bilinmediği (Secde, 17) vurgulanırken, bazısı için ise "hesapsız kitapsız" (Zümer, 10) tabiri kullanılmıştır. Evet bütün bunlar niyetin ve işin farklılığından kaynaklanmaktadır