Bu alem yeyip yatma ve keyif çatma yeri değil, bir imtihan sahnesidir. Mu'minlerin ve salih kulların düştükleri zorluklar, ya onların imtihan edilip makamlarının yükselmesi, mükafat ve sevaplarının artması içindir, yada onların düştükleri bazı gafletlerden çabuk uyanmaları ve yaptıkları hatalardan temizlenmeleri içindir. Her ikisi de onlar için hayırdır. Dolayısıyla Allah onları sevdiği için bazen tekamül ve ilerlemeleri için, bazen de yaptıkları hatlardan bir an evvel dönmeleri ve telafi etmeleri ve yaptıkları yanlışlardan temizlenmeleri için onlara mühlet vermeden sıkıntılara düşürüyor, hayatı onlara zorlaştırıyor. Ama kafirlere ve hidayet kabiliyetini yitirmiş günahkarlara mühlet veriyor ki günah ve azgınlıklarını çoğaltsınlar ki cezaları da ağırlaşmış olsun. Dolayısıyla ne salih insanların sıkıntılı hayatları illa da onlar için olumsuz bir şeydir, nede kafir ve isyankar insanların refah ve rahatlıkları onarlın bir avantajıdır. Kur'ân-ı Kerim buyuruyor ki: "…Biz onların helâkı için belli bir zaman belirlemiştik." (Kehf, 59)

"İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır." (Âl-i İmrân, 178)

Bir örnek: Biz örneğin gözlüğümüzün üzerine bir damla çay düştüğünde, hemen alıp onu temizliyoruz. Eğer gömleğimize damlarsa, biraz bekletip onu makineye atıyoruz. Eğer halımızın üzerine damlarsa, onu yıl sonuna  bırakıp örneğin bayram temizliği yaparken yıkıyoruz. Demek ki nesnelerin konumuna ve önemine nazaran bizim tavrımız da değişebiliyor. Allah-u Teâlâ da insanların ruhlarının temizlik ve kirlilik oranına göre cezasını çabuklaştırıp veya geciktiriyor.

Burada yeri gelmişken şu hadislere de dikkatinizi çekmek istiyorum:

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Mu'min erkek ve kadın, bedeni, malı ve evladı hakkında belaya müptela olur ve o şekilde (ölürse) günahsız bir şekilde Allah'a kavuşur."

İmam Sadık (a.s): "Allah bir kula hayır dilerse, onun (günahlarının) cezasını dünyada çabuklaştırır. Ama bir kulun kötülüğünü dilerse, onun günahlarını kıyamete bırakır ki orada cezalandırılsın."

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Hastalık günahları imha eder."

Bir kişi Allah Resulüne (s.a.a): "Benim günahlarımı silip temizleyen nelerdir?" diye sorduğunda şöyle buyurdu: "Gözyaşları, (Allah karşısında) eğilip huzu ve huşu göstermek ve hastalıklar."

İmam Rıza (a.s): "Hastalık, Mu'min için temizlenme ve rahmet vesilesidir, kafir için ise azap ve lanet vesilesidir."

Kudsi bir hadiste ise Allah-u Teala'nın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Bana itaat edenler, benim ziyafetimdedirler; bana şükredenler (nimet ve lütfümün) çoğalmasına, beni zikredenler nimetime mazhar olurlar. Bana karşı günah işleyenleri ise ben, rahmetimden ümitlerini kesmem. Tevbe ederlerse, ben onların dostu olurum, dua ederlerse kabul ederim. Hastalanırlarsa onların tabibi ben olurum, rahatsızlık ve musibetlerle onları tedavi eder ve bu vesileyle onları günahlar ve kusurlardan temizlerim."

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Mu'minin günahı çoğalırda, onu telafi edecek bir ameli de olmazsa, Allah onu can sıkıntısına müptela eder ki o günahına keffaret olsun."

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Günahlar içerisinde bazı günahlar vardır ki onları ne bir namaz temizler ne de bir oruç." "Ya Resulullah, onu ne temizler?" dediklerinde: "Geçimi temin etme yolunda insanın başına gelen sıkıntı ve üzüntüler." buyurdu."