Bir ev düşünün ki sahipsizdir. İnçinde sizi kontrol edecek hiçbir mekanizma işlememektedir. Sizi takip eden gözler, kameralar söz konusu değildir. Size hesap soracak hiçbir şey ve hiçbir kimse yoktur. Böyle bir evde belli bir düzen ve nazm u intizam içinde hareket etmeye, kendinizi sıkı sıkıya kontrol etmeye gerek duymazsınız. Gönlünüz istediği şekilde hareket edersiniz; özellikle eğer başkaları hiçbir sorumluluk taşımadan keyiflerince hareket etme ve eğlenme duygusu içinde hareket ederlerse. Ama eğer evin bir sahibi olduğunu, sizi kontrol eden birilerinin bulunduğunu, her hareketinizin kameralara kaydedildiğini ve bilahare bir gün bunların hesabını vermeniz gerektiğini bilirseniz, o zaman tamamen farklı hareket eder ve kolay kolay laubali ve sorumsuz hareketler içine girmezsiniz. Eğer biz de yaşadığımız varlık aleminin Allah dediğimiz hikmet sahibi ve güçlü bir sahibi olduğuna, Kıyamet diye bir hesap gününün bulunduğuna ve yaptığımız her iş için bir mükafat veya cezanın söz konusu olacağına inanırsak, o zaman kendimize dikkat eder, nefsimize hakim olmaya çalışır ve ev sahibinin ve hesap soracak, mükafat veya ceza verecek Rabbimizin istemediği, beğenmediği işlerden kaçınmaya ve onun hoşuna gidecek ve razı olacak işlere yöneliriz. Zira her şey onun huzurunda ve kontrolünde cereyan etmektedir…