|
Göklerin Emaneti Mucizeler gecesi, göklerin emaneti Rabbi'nden Habibi'ne, indi Zehrâ ziyneti Taçlandırdı Emîn'in, Ruh inen hânesini Selâmladı gök ehli, aşkın nişânesini
Geldi Tevhîd'in nuru, eşsiz Zehrâ dilârâ Ehl-i Beyt'in gururu, sonsuz Kevser-i Kubra Ay kendini unuttu, görünce cemâlini Güneş görünce bitti, İlahî celâlini
Çok geçmeden göç etti, Hatice'si Resul'ün Mirac'ın kızı yetim, sardı gönlünü hüzün Hüzün yılı Resul'ün, en acı zamânesi Lakabı nur Betûl'ün, "Babasının annesi"
Nur kafilesi göçtü, hicretle Medine'ye Yar yolunda zorluklar, çekilerek sineye Aslı, İlahî cevher, insanlık hûrisinin Eşi Aliyy-i Hayder, masumluk perisinin
Hakk'a yöneldi Tâ-Hâ, ayrılık vakti geldi Hüzünler hanesinden, "Vâ ebeta" yükseldi Nebî çehre sararıp, solgunlaştı Zehra'da Aşıklar kabilesi, yalnız kaldı sahrada
Göçtü rahmet nebisi, kalan tağut erkliler Yeryüzü lanetlisi, o Nemrut yürekliler Nübüvvet'in şehrinde, işlediler cinâyet Namus-i İlâhi'ye, eylediler hakaret
Vurmuştu ehl-i inat, Tubâ mülküne yara Baştan sona kâinât, büründü siyahlara Arş'a döndü sefine, matemli bir gecede Kayboldu sır define, bilinmez bilmecede
Civarında bağrı kan, aşk ehli dîvâneler Şem'ini yane yane, arayan pervâneler Gönülde gam kervanı, sen Leylâ menzilisin Ey Bakî Kabristanı, vaveyla menzilisin
Ravza-yı Mutahhar'a, bakıyor sana mahzun Bağrında bin bir yara, Zehra yorgun, sen yorgun Bir rahmet denizisin, kıyıları yasaklı Sende Ali aşkının, en büyük sırrı saklı
Hüseyin YALÇIN 2000-IĞDIR
|