| Ana Sayfa > Aktüel > Sinema > Sinema Sanatından Esintiler 2 |
|
|
Sinemada tıpkı bilim gibi değer bakımından nötürdür ve
pratiğe yansıdığında artı yada eksi değeri alır.Bu anlamda sinemanın da bir araç
olduğunu söyleyebiliyoruz.Nitekim propaganda en çok görselleştiğinde
etkisini artırıyor.Örneğin İslam tarihindeki tüm kitaplardan daha fazla etkiyi
ÇAĞRI
filmi yapmıştı.O kadar ki filmde rol alan Antony Quin gittiği birçok müslüman
ülkede Hz.Hamza muamelesi görmüştü.Yine Kaptan Kusto isimli
araştırmacının filmlerini izleyen müslümanlar onun birkaç Tevhidi sözünden
hareketle adamı müslüman yapıvermişlerdi.Yine hatırladığım Aya ilk ayak basan N.Armastrong’unda
‘Ay’da ezan sesi duyduğu’masalıyla müslüman olduğunu savunanlar
olmuştu.Görsel etkiyi çağlar boyu diktatörlerde çok iyi kullanmıştır.Firavunlar
ülkenin her yanına heykellerini yaptırır isimlerini yazdırırlardı,bu gelenek
binlerce yıldır sürdü ve görsel etkilerle insanlara yön verildi.Sinema görsel
etki bakımında üst düzeyde bir araç olmasına karşın bizim yeterince
kullandığımız yada başarılı olduğumuz söylenemez.Bu etkiyi en iyi ABD liler
Holywod’da kullanıyorlar,Kendi değer yargılarını tüm dünyaya sinema
yoluyla aktarıyorlar,öyle ki bunu besleyen Oscar törenleri bile her yıl naklen
milyarlarca kişi tarafından izleniyor ve gündem oluşturuyorken,biz yıllardır bir
Antalya film festivalindeki kısır çekişmeleri aşamadık.Yine anadoludan çıkan
tarihi,kişisel değer ve zenginlikleri bile kendi halkımıza bile aktaramadık.El
oğlu KRAL ARTUR’u, İskoç kahramanı WALES’i ‘Cesur Yürek’ Hektor’u,Aşil’i(TRUVA)
,Sezar’ı Neron’u vs vs sinema sanatıyla kitlelere mal ederken,biz bir Şeyh
Bedreddin,Börklüce,Torlak Kemal filmi yapamadık.Pir Sultan filmi yapamadık,Bir
BABAİ isyanının filmini yapamadık.Timur ile Bayezidin ANKARA savaşının filmini
yapamadık.Hatta
Malazgirt filmi yada Yavuz ile Şah İsmaili konu alan bir filmi yapamadık.Tabi
bir sorun da şu bu filmleri yapmaya karar versek Senaryoyu kim yazacak?Eğer
Resmi tarihçiler yazacaksa hiç yapmayalım daha iyi çünkü daha önceleri
deneyimlerimiz var,Tarık Buğra’nın senaryosunu yazdığı OSMANCIK
(KURULUŞ)isimli filmi ,yada resmi tarihçi eski TRT genel müdürü Özakman’ın
senaryosunu yazdığı CUMHURİYET filmi gibi tek bakış açısıyla yapılır ve
istenilen gerçekliğe asla ulaşılamaz,pembe diziler gibi bir köşede kalır,sadece
Resmi tarihçilerin etkisinde kalanların ruhları hafiften
okşanmış olur o kadar....İzledim hatırlıyorum Fikret Hakan ile Pir Sultan filmi
yapmışlar ve Fikret hakan film boyunca saz çalıp duruyordu,öyle ya koskoca Alevi
önderi Pir Sultan NAMAZ Kılacak değildi ya ! Zaten bir şiirinin içine ‘Kılınmış
namazım kıldırırlarsa,Alınmış abdestim aldırırlarsa’diye tahrifat yapmamışlar
mıydı?Resmi tarihçiye asla güvenmem,tavsiyede etmiyorum.Bunları objektif
yazabilecek senaristler olmalı diye düşünüyorum hatta daha ötesi
üniversitelerde,fakültelerde sadece senaryo yazarlığı üzerine bölümler
açılabilmeli yada Tarih bölümlerinde okuyanlar için böyle bir alternatif ihtisas
kolu geliştirilmeli diye düşünüyorum.Eğer ticari yada popülist davranılacaksa bu
konuların içine sadece AŞK unsurunun katılabilmesine izin verirdim.İçinde AŞK
olmayan film zayıf kalıyor,Düşünün TİTANİK filmindeki aşk olmasaydı ,TRUVA
filmindeki HELEN olmasaydı,CESUR YÜREKTE ki çocukluk aşkı olmasaydı ,Kleopatrasız
bir Sezar filmleri aynı lezzette izlenir miydi?Benzer konu olmasına rağmen
Kral Artur aynı derecede izlenmedi,SHİNDERİN LİSTESİ filminde hep bir eksiklik
hissetmiştim bu aşktı,filmde aşk yoktu.İki ayrı cins birbiri için yaratılmıştır
ve biri yoksa eksikliktir.Düşünün Erkeğin olmadığı bir dünya ne kadar
çekilmezdi,inanın böyle bir dünyada kadınlar yemek yapmaz,aynaya bakmaz saçını
bile tarama gereği duymazdı,zaten Feminizm sosyalist solla yapılan mücadelede
zoraki yaratılan bir dalgaydı ve ikisi de geçip gittiler.Neyse yada tersi ya
Kadın olmasaydı düşünün ana yok,bacı yok,nine yok,kız kardeş yok,kız çocuğu yok
dahası eşiniz yok böyle bir dünyada kim yaşamak ister di ki?
İnsan fıtratını bu noktada en iyi Holywood yakalamış durumda düşünün
2.Dünya savaşında ki PÖRL HARBIR baskınının izlenecek hiçbir yanı yokken
içine kotarılan buruk bir aşk hikayesiyle film nasıl da satıldı? Tabi birde
İlahi Aşk var mesela şöyle bir senaryo yazdığımızı düşünün.:İslam Tarihinde
Hendek Savaşı diye bilinen ve hakkında çok az şey bilinen olayla ilgili bir
sahneyi mutlaka aktarmak isterdim.Gözünüzde Truva yada Cesur Yürek
filmlerindeki iki ordunun karşı karşıya geldiği sahneleri
canlandırın.Toplanmışlar karşı karşıyalar ve her an kapışma durumundalar.Düşünün
ve gözünüzde canlandırmaya çalışın ; birden Küffar ordusundan
azametli,yiğit,cesur ve adı herkesçe bilinen Amir Bin ABDEVİD isimli yenilmez
bir adam ortaya geliyor ve Müslümanlara dönerek :-Kimde benimle savaşacak yürek
varsa çıksın ortaya ‘diye haykırıyor.İsim isim çağırıyor’Ey Falan oğlu falan,Ey
filan oğlu filan ‘ ama kimse meydana çıkmıyor.Herkesin başı önde bu arada küffar
ordusu zevkten dört köşe olmuş durumda öyle ya karşı tarafı bir kişi bile
susturuyor,sessizliğe boğuyor.Hak ve Batıl karşı karşıya ve batıl meydan okuyor
ve herkes sesiz. Bunu gören Resulullah buyurdu:-Bu amrın şerrini kim
müslümanlardan def eder.Bunu iki kez tekrarlıyor ama yine ses soluk yok.Ve
3. kez şöyle buyuruyor:-Ey müslümanlar sizden herhangi biriniz meydana giderde o
meydanda şehit olursa söz veriyorum onsuz cennete gitmeyeceğim ve yine sizden
biri o
meydanda yara alıp kurtulursa,islamın gazisi olur ve yine onsuz cennete
gitmeyeceğim.Yine hiç kimseden ses çıkmayınca Hz.Ali :-Ben giderim ya
Resulullah diye seslendi.daha 25 yaşlarındaydı ve Abdevide göre çok tecrübesiz
sayılırdı.KİNG DAVUT filmini hatırlayanlar bilirler benzer bir sahne
orada da vardı.Küffar dan Callut isimli birisi meydan okuyordu ve Hz.Davut çok
genç bir yaşta ona cevap verip herkesin gözleri önünde o adamı bir sapan taşı
darbesiyle deviriyordu. Resulü Ekrem Aliye :-Ya Ali o adamı tanıyormusun? Diye
soruyor.Aslında tanıdığını biliyor ama Peygamberin herkese apaçık göstermek
istediği,tekidini istediği bir durum söz konusu.Hz.Ali’nin
cesaretini,azmini,fedakarlığını,kahramanlığını herkese bir kez daha üzerine basa
basa göstermek istiyordu,Kimbilir belki senaryoyu yazanda böyle istediği için
böyle bir durum oluyordu.-Evet Ya Resulallah,Peygamber onu yanına çağrıyor,kucaklıyor
ve iki kaşının arasından öpüyor.Kendi emamesini Hz.Alinin başına bağlıyor ve
kendi kılıcını ona veriyor.Dua ediyor:-Allahım O’na yardım etAbdevid de
karşısına geleni tanıyor.ve sesleniyor: -Ya Ali vazgeç bu işten,sen daha
çocuksun,sen yaşta bir gence kılıç vurmaya kıyamam,üstelik babanla benim
dostluğum vardı,katilin olmak istemiyorum.Hz.Ali ise hepimiz için ölçü olacak
sıralamayı söylüyor: -İslama iman getir,hayır diyor Abdevid. -Müslümanlarla
savaşmaktan vazgeç,Hayır bu andan sonra bunu yapmam diyor Abdevid.-Öyleyse
atından in eşit şartlarda dövüşelim ve ilk hamleyi yap.Bende Ancak Allah yolunda
öldürmeyi severim. Abdevid son teklifi kabul edip atından iniyor ve
saldırıyor,ortalık toz duman,bulut içinde kalıyor.İlk darbeyi yapıyor ve Hz.Ali
başından yaralanıyor ve toprak basarak kanamayı azaltıyor ve hamlesini
yapıyor.Herkes dumanların arasında bir tekbir sesi duyuyor ve anlıyorlar ki Hz.Ali
yendi.Ortalık görünür hale geldiğinde Hz.Ali ,Abdevidin göğsünün üzerinde ve
Abdevid aldığı kılıç darbesiyle devrilmiş yerde yatıyor.Hz.Ali son bir teklif
daha yapıp onu dine çağırıyor,Abdevidin cevabı Hz.Ali’nin yüzüne tükürmek
oluyor.Herkes Hz.Ali’nin hemen cevabını vereceğini düşündüğü anda o ayağa kalkıp
uzaklaşıyor ve biraz dolaştıktan sonra tekrar geliyor ve Abdevidin son
sözü riya dolu:-Ya Ali zırhımı soyma herkes çıplak bedenimi görürse bu benim
kahramanlığıma yakışmaz.Ve başı bedeninden ayrılıyor.Resulallah Hz.Ali’yi iki
kaşının arasından bir kez daha öpüyor ve buyuruyor:’Ali’nin Hendek günündeki bu
bir kılıç darbesi İnsanların ve cinlerin tüm ibadetlerinden üstündür.’Böyle
çekerdim sahneyi ve sordururdum müslümanlara :-Ya Ali neden yüzüne tükürdüğünde
onu hemen öldürmedin?Cevabı herkes bildiği için sahneyi burada keserdim.Ve
nasip olursa bir sahne de Hayber Kalesi fethinden çekmek üzere hazırlıklarımı
yapardım.
Musa Özateş