Geri Beslemeler:Yazılar Yorumlar

Bulunduğunuz yer: Ana Sayfa » Bektaşilik ve Hacı Bektaş » Bektaşilik Nedir?

Bektaşiliğin incelenmesinde ve diğer ekollerin incelenmesinde araştırmacıların “PARÇALARIN BÜTÜNÜ TEK BAŞLARINA ANLATMADA YETERSİZ KALDIĞINI” anlamaları gerekmektedir. Bektaşiliği inceleyen araştırmacı konuya bir parçasından değil bir bütün olarak bakmak durumundadır. Eğer parça parça bakarak hüküm vermeye kalkışırsak yanlış sonuçlara varmamız kaçınılmaz olur. Bu yanlış anlamalara küçük örnekler vermek mümkündür.

Bektaşiliğin bir kısım ilkelerinin HARF ve SAYILARA dayalı olduğunu gören, rüya yorumlarına verilen önemi tesbit eden araştırmacılar Nevm-NAME, Cavidan-NAME gibi bazı temel kaynakların Bektaşilik içerisinde de kullanıldığına bakarak Bektaşiliğin aslında HURUFİLİK olduğunu söyleyebilirler ve nitekim Otman baba, Yemini, Muhyiddin Abdal, Nesimi gibi hurifilik inancını taşıyan kişiler Bektaşilerce kutsal bilinmişler ve sahiplenilmişlerdir ki bu insanların Oniki İmam yoluyla alakaları yoktur. HATTA ilk ilkeleri Ş.Fazlullah tarafından ortaya konan hurufiliğin ilkesi olan “Namazıda Fazlullah kıldı, Orucuda Fazlullah tuttu, artık bize teklif yok” şeklindeki İslam dışı sapık bir ilke Bektaşilik içerisinde şekil değiştirerek bulunmaktadır. Bu yüzden bir kısmı zalim bir kısmı da cahil kişiler namazımız kılınmış, orucumuz tutulmuştur inancına inanmışlardır. Ve bu pis inançlarını Masum Alevi toplumuna bulaştırmaya çalışmışlardır. Bektaşi dede ve babalarıda bu görevi üstlenmişlerdir.

Bektaşi dervişlerinin yaptıkları ve kendilerini eğitmek için ÇİLE dedikleri bir köşeye çekilip insanlardan uzaklaştıkları bölümlere bakan araştırmacılar Bektaşiliğin HALVETLİK olduğunu söyleyebilirler. Hatta kurucu Halvetinin “El Adabus-Saniyye” adlı eserindeki: “Şeriate muhalif bütün tarikatlar batıldır, şeriate aykırı bir yoldan gidilerek hakikate ulaşacağını sanan şeytana oyuncak olmuştur, tarikatın zahiri şeriat içi hakikattır.” Şeklindeki sözüne ve Ahmed Yesevinin Bektaşilik içerisindeki meşruluğuna ve tanınmışlığına bakan ve Nakşibendiliğin zikir ilkesinin ve bu tarikatın Yesevilikle ilişkisini tesbit eden araştırmacılar Sünni Bektaşilerinde olduğunu görerek Bektaşiliği SÜNNÜLÜK sanabilirler.

Eski Şaman dinine inanan Türklerin yaptıkları ve bugün CEM ayinleri denilen sazlı, sözlü, yemeli, içmeli ve semah türünden halk oyunlarınında sergilendiği kadınlı, erkekli toplantıların benzer bir şekilde Bektaşilik içerisinde yer aldığını gören araştırmacılar ise Bektaşiliğin Ortaasya kökenli ve İslamla ilgisi Olmayan ŞAMAN dininin bir uzantısı olduğunu sanabilirler.

İçerisinde Oniki İmamların isimlerinin bulunmasına ve Ehl-i Beyt’le ilgili bazı şeylerden bahsedilmesine bakan araştırmacılar Bektaşiliği ALEVİLİK sanabilirler.

İçerisinde güvercin, mum, şamdan gibi bezı sembollere ve DARA çekme yada durma yada düşkün kaldırma gibi içkiye bakış açısı gibi bazı ilkelere bakan yada Baba-oğul-ruh gibi teslis inancına bakan araştırmacılar Bektaşiliği kabul etmiş birçok yahudi mason inançlı kişilere bakarak Bektaşiliği YAHUDİLİK ve HIRİSTİYANLIK sanabilirler.

Bektaşiliğin içerisindeki kutsal hayvan, sayı, sembol ve ilkelere bakılarak bunların tarihi seyrini araştıran kişiler bektaşiliğin, İLK ÇAĞ ANADOLU İNANÇLARININ GELİŞMİŞ ŞEKLİ OLDUĞUNU düşünebilirler.

Açıkça anlaşıldığı gibi BEKTAŞİLİK BİLİMSEL ANLAMDA BİR KÜLTÜR SENTEZİDİR, halk deyimiyle ÇORBA’dan başka bir şey değildir. Gelişimi süresince değişik kültürlerin hakimiyetine girmiş ve değişik kültürler belli zamanlarda bektaşilik içerisinde hakimiyet sağlamışlardır. Bu nedenlede gerek Anadolu da yaşayan kültürlerden ve gerekse göçler yoluyla Anadoluya taşınan Ortaasya ve Arabistan da temeli atılmış bulunan kültürlerin hepsinden bektaşilik içerisned bir parça bulmak mümkündür. Zaten bektaşilerde eninde sonunda bir kültür sentezi olduklarını bilinçsizce itiraf etmektedirler. “ONBİR TARİKİN TAVLASINDAN BOŞANAN BİZİM TAVLADA KARAR KILAR.” Cümleside bektaşiliğin içerisinde bulunduğu karışımı isabetli bir şekilde ifade etmektedir.

CEM NEDİR? SEMAH NEDİR?

Cem kelime anlamıyla toplanmak, biraraya gelmek, birleşmek manasına geliyor. Dolayısıyla da Cem’in iyiliği yada kötülüğü biraraya gelen şeylerin biraraya gelmelerinin amacı, sonucu yada niteliğiyle ilgili incelemenin sonucunda ortaya çıkıyor.

Bilindiği gibi Anadolu da yüzlerce yıldır CEM adı altında yapılan bektaşi toplantılarına belli bir dönemden sonra Alevi toplumuda iştirak etmiş ve bir müddet sonrada Alevilik, Bektaşilik, Cem ve Cemevi kavramları iç içe girmiştir. Oysa bu tür toplantıların kökeni Anadolu değildir. İslamiyeti kabulden önce Ortaasyada yaşayan Türkler bu tür toplantılar yapıyorlardı. Obanın en büyük çadırlarında yapılan ve genellikle gece yapılan bu tür toplantılarda Şaman dede yada babaları posta oturuyor; Kadın-Erkek, Çoluk-Çocuk biraraya geliyorlardı. Bu toplantılarda yeme ve içmenin yanında davul ve saz benzeri bazı çalgı aletleride kullanılıyor ve dans, raks yada halk oyunu benzeri geleneksel oyun figürleri sergileniyordu.

Dünya tarihi incelendiğinde bu tür biraraya gelmelerin ve oyunlar figürler sergilemelerin çok değişik şekillerde dünyanın her yerinde yapıldığı görülmektedir. Bütün halk kitlelerinin kendilerine has oyunları ve figürleri bulunmakta ve halk oyunlarına dayanan bu kültürel çalışmalar bugün dünyada yapılan festivallerde sergilenmektedir. Sadece Ortaasya Türklerinin değil kızılderelilerin, eskimoların, zencilerin, avrupalıların belli toplantı şekilleri ve oyun figürleri bulunmaktadır.

İnsanoğlu teknik olanakların kıt olduğu bu eski devirlerde EĞLENME olanaklarını bu ve benzer şekillerde yaşatmıştır. Kimi zamanda bu eğlenceler dinsel ayinlerlede karışmış ve içiçe girmişti. İslamiyetin doğuşuyla birlikte insanoğluna islam kültürü sunulmuş ve dinsel ibadetlerin nasıl yapılması gerektiği yada eğlenmenin hangi şekillerde yapılması gerektiği öğretilmiştir. Ancak eski dönemlerde radyo, televizyon, basın-yayın araçları olmadığı içinde islamiyeti kabul eden kitlelerin islam kültürünü öğrenmeleri zaman almıştır.

Nitekim anadoluya göç eden kitleler ve özellikle de türk-türkmen kitleler islamiyeti kabul etmekle birlikte, islamiyeti yeterince öğrenemedikleri içinde islamiyete aykırı olan eski kültürlerinide birlikte yaşatmaya çalışmışlardı. Zamanla da türk kitlelerinin yapmış oldukları toplantıların içerikleri anadolu kitleleriyle karışmış ve osmanlı sultanı 2.beyazıd’in tayin ettiği balım sultan tarafından da sistematize edilmiş ve bazı ufak değişikliklerle birlikte günümüze kadar gelmiştir.

Açıkça ifade etmek gerekirse bugün cem adı altında yapılan ve cem törenlerinin pratiğinde bulunan Çerağ, Mürşidin huzurunda el etek öpmek, Dedeye yada cemal cemale secde etmek, Meydan, Hırka, Post, Taç, Düşkün kaldırmak adı altında yapılanların hiçbirisi yada gözcü, süpürgeci, bekçi yada çeşitli isimler altındaki ayrımlarının hiçbirisinin Oniki İmam yolunda bir değeri  yoktur. Bu yapılanlar kaynak bakımından Oniki İmamlara ulaşmamaktadır. Nitekim bu Cemleri Alevilik adına savunan kötüniyetli kişilere bu törenleri Oniki İmamlarında bu şekilde yaptıklarını hangi kaynaktan öğrendiniz? diye sorduğunuzda DUT YEMİŞ BÜLBÜL gibi susmak zorunda kalacaklardır. Çünkü Oniki İmamların yaşadıkları hiçbir bölgede bu tür toplantılar yapılmamıştır ve bugünde yapılmamaktadır. Bu tür toplantılar göç eden kitlelerin Anadoluya taşıyıp anadolu da harmanlandıktan sonra Anadoludan civarlara yayılmıştır.

Cem törenlerine Oniki İmamların isimleri Şah İsmail ve Pir Sultanın Düvezi İmam türünden yazdıkları şiirlerin yayılması sonucu Halk Ozanlarının bunları Cem’e taşımaları neticesinde girmişti.

Cem törenlerinde yapılan SEMAH ise aslında basit bir halk oyunu olmasına karşılık Bektaşilerce Tanrı hizmetinde yapılan bir ibadet diye halka sunulmuş ve Alevi halk kandırılmak istenmiştir. Cem törenlerinin bölgeden bölgeye bazı farklılıklarla yapılması yanında Turnalar, Erkan, Kırat ve Gönüller semahı gibi çeşitli semah biçimleride vardır. En tanınmış olan ise KIRKLAR semahıdır. Bu tanınmış kırklar semahı yoluyla da İÇKİ’ye meşruluk kazandırılmış ve tamamen uydurma ve hayal ürünü bir masalla da Alevilere içki içmeye çalışılmıştır. Tabi  bütün bu cem ve semah çeşitlerinin kaynağını sorduğumuzda Anadolu dışında kaynak bulunamamaktadır. Bu tür masallara Hz.Ali’nin veya Oniki İmamların isimlerinin karıştırılması halkı aldatmaktan ibaret bulunmaktadır.

İnsanların biraraya gelerek toplanmalarına karşı olmak tek başına bir anlam ifade etmeyeceğine göre toplanarak neler neler yapıldığına ve hangi amaçla yapıldığına bakmak gerekir. Eğer bir takım insanlar toplanarak Bektaşilerin yüzyıllardır yaptığı ve yaptırdığını yapıyor ve bunun adınada CEM diyorlarsa bunun Oniki İmamlarla hiçbir ilgisinin olmadığını söylemek istiyoruz. Çünkü CEM ve SEMAH birer kültür olayıdır. Göçler yoluyla eski çağlardan bu yana Anadoluya taşınmış ve temelinde islam öncesi anlayışların bulunduğu geleneklerden kaynaklanmış eğlence türlerindendir. Semahta tıpkı bale, horon, kafkas oyunları yada kızıldereli dansları gibi birer kültürel olaydır. Cem’lerin içerisine katılan doğrular yada süslü laflar Cem’e dinsel nitelik yada ibadetsel nitelik kazandırmaz. Gidilen herhangi bir gazinoda bir şarkıcının Düvezi İmam türünden bir türkü söylemesi o gazinoda yapılanları ibadete çevirdiğini söyleyemeyeceğimize göre Cem törenleri içerisindeki Oniki İmamlara ilişkin söylenenlerinde törenlere ilahiyat kazandıramayacağının ciddi olarak düşünülmesi gerekiyor. Üstelik bir alimin söylediği bir söz durumu daha iyi anlatıyor. TUZAĞA SAÇTIĞIN TANELER CÖMERTLİK SAYILMAZ Kİ.

Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz bu günlerde, açık, net ve kesin bir şekilde masum Alevi toplumuna bütün samimiyetimizle sesleniyoruz:

CEM YADA SEMAH, TEMELİ  İSLAM ÖNCESİNE DAYANAN GÖÇLER YOLUYLA ANADOLUYA TAŞINAN VE ANADOLU KÜLTÜRLERİYLE BİRLEŞEREK GÜNÜMÜZE KADAR GELEN GELENEKLERE DAYALI KÜLTÜREL OLAYLARDIR.

CEM YADA SEMAH EĞLENCE VE HOŞCA VAKİT GEÇİRMEYE YÖNELİK FAALİYETLER OLUP İÇERİLERİNE KATILAN UNSURLAR CEM YADA SEMAHA İBADET NİTELİĞİ KAZANDIRAMAZ.

CEM YADA SEMAHIN ONİKİ İMAMLARLA HİÇBİR İLGİLERİ YOKTUR. SÖYLENENLER YADA İDDİA EDİLENLER TAMAMEN UYDURMA VE HAYAL ÜRÜNÜ BİLGİLERDİR. ONİKİ İMAMLARIN CEM YAPIP SEMAH DÖNDÜKLERİNE İLİŞKİN ANADOLU DIŞINDAN HİÇBİR KAYNAK YOKTUR. ANADOLUDAKİ KAYNAKLAR İSE ASILSIZDIR, UYDURMADIR.

SON OLARAKTA ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUZ: EĞER MUTLAKA CEM YAPIP SEMAH DÖNMEK İSTİYORSANIZ, BU İŞLERİN ONİKİ İMAMLARLA HİÇBİR İLGİSİNİN BULUNMADIĞINI DÜŞÜNEREK HİÇ OLMAZSA EĞLENME AMACIYLA BUNLARI YAPIN VE KESİNLİKLE İBADET AMACIYLA YADA NİYETİYLE YAPMAYIN VE ŞEYTAN ORDULARININ OYUNLARINI HEP BİRLİKTE BOZALIM.


İçeriği paylaşabilirsiniz

  • Facebook
  • Twitter
  • Google
  • Google Reader
  • Live
  • MySpace
  • Print

Toplam 7 yorum bulunmaktadır

  1. 1
    serdar diyor ki:

    sinnileri bize dusman sanırdık sız bıze daha fazla dusmanlık yapıyosunuz biz hz ali için titrer ya hüseyin diyip cemde dızlerımızı döveriz ehlibeyt sevgimiz buyuktur

  2. 2
    akın diyor ki:

    serdar can
    sizi 12 imam yoluna çağırdığımız içinmi bizi düşman sayıyorsunuz? kültürü din yerine geçirmeyin dediğimiz için mi düşmanız?
    doğruyu söylemek suçmu oldu?

  3. 3
    dost diyor ki:

    kır önyargılarını kardeşim doğruya ulaşmak başka türlü elde edilemez bende alevi bir ailedenim bize yıllarca cem semah gibi olgular din ibadet diye sunuldu 12 imamların aldıkları abdesti bile öğrenemedik öğrenmek istediğmizde ise sünni dindar imam gibi lakaplar takıldı hatta ailem dahi bu konuda takılmıştır bana ama doğru bildiğim yoldan şaşmadım Allahın izniyle hiç şaşmayacağımda gerçek aleviliği öğrenmek istiyorsan doğru adrestesin lakin önce önyargılarını kır ve burada sunulan tüm bilgileri oku tatmin olamazsan soru dahi sorabilirsin anlayacağın olanakllar geniş yeterki doğru yolu bulmaya niyetlen

  4. 4
    ulaş diyor ki:

    Allahın selamı hepinizin üzerine olsun.herkes bu yazıyı aleviyim diyen birine okutsun.

  5. 5
    ali rıza diyor ki:

    bu makaleyi yazan biliniz ki dar zihniyetli birisi. bi kere semah’a oyun demek her şeyden önce ayıptır

Yorum Yaz

Yorumunuz

*

© 2010 Alevisesi.com · Tüm Hakları Saklıdır.